Günlük Turlar

Günlük Turlar

Kapadokya; renkli ve canlı vadilerle ve inanılmaz kaya oluşumlarıyla dolu yer şekilleriyle dünya üzerindeki eşsiz turistik bölgelerden biridir. Bölgenin güzelliğini keşfedebilme ve kavrayabilmenin en güzel yolu bir rehber eşliğinde Kapadokya turu yapmaktır; çünkü yalnızca profesyonel bir rehber sayesinde bölgedeki önemli hiçbir noktayı kaçırmadığınıza emin olabilirsiniz.

Eğer Kapadokya’daki en harika manzara ve oluşumlara ve Göreme Açık Hava Müzesi’ndeki, Hristiyanlığın ilk dönemlerine ait görkemli fresklere ilgi duyuyorsanız veya dillere destan Devrent Vadisi’ni ya da Paşabağ’daki mantar şekilli Peri Bacaları’nı görmek istiyorsanız; “Peri Bacası Turu” tam da size göre! Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin gizemli geçitlerini keşfetmek, meşhur Soğanlı Vadisi’nde yürüyüş yapmak ya da Sobesos Antik Kenti’nin güzelliğine yakından tanıklık etmek istiyorsanız; o halde “Yeraltı Şehri Turu”nu tercih etmelisiniz.

Bütün grup turlarımız sabah saat 9.30’ta başlamakta ve yaklaşık olarak öğleden sonra saat 5 - 6 gibi bitmektedir. Eğer balon turu da yapmak istiyorsanız merak etmeyin, yine de fazlasıyla zamanınız kalacak. Balon turunuzdan sabah yaklaşık saat 8 gibi döneceğiniz için, saat 9.15’te gezi turunuz için yola çıkmadan önce kahvaltınızı yapmak için yeterli zamanınız olacak. Günlük Kapadokya turları New Göreme Tours seyahat acentası tarafından düzenlenmektedir. Acenta hakkında daha ayrıntılı bilgiyi linkin üzerine tıklayarak ana sayfalarında bulabilirsiniz.

Peri Bacası Turu

Bu tur, mart ayından aralık ayına kadar geçerlidir.

İlk durak Uçhisar Kalesi’nin aşağısındaki, kalenin harika bir manzarasını yakalayabileceğiniz ve kaleyi çevreleyen kaya oluşumlarını gözlemleyebileceğiniz bölgedir. Kapadokya’nın nefes kesen yer şekilleri; milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş olan volkanik patlamalar sonucu ortaya çıkan kızgın lav akıntılarının, küllerin ve tüflerin katılaşıp soğumasıyla oluşmuştur. Bugün görülen yer şekilleri; tüf birikintilerini yontarak görebileceğiniz en garip piramit ve koni şekillerine sokan ve binlerce yıldır süregelen bir aşınmanın sonucudur. Tur rehberi sizlere, bu yer şekillerinin nasıl oluştuğuna ve Kapadokya’nın tarihine dair bilgiler verir.

Sonraki durak, milyonlarca yıl boyunca rüzgarın aşındırmasıyla oluşmuş ince uzun şekilli yüzlerce kayayı ve doğanın en muhteşem oluşumlarını seyredebileceğiniz panaromik Aşk Vadisi noktasıdır.

Ardından Çavuşin Köyü’ne uğranır. Köyün eski kısımları, aşınma nedeniyle yuvarlanan pek çok kayadan ötürü 1950’lerde terk edilmiştir. Burda aynı zamanda, 5. yüzyılda eski köyün üst kısmındaki sivri kayalıklara oyulmuş ünlü St. John the Baptist Bazilikası’nı ziyaret edebilirsiniz.

Daha sonra; bölgeye de adını veren bir üzüm bağının ortasındaki muazzam mantar şekilli kaya oluşumlarını görebileceğiniz, “Paşa’nın Üzüm Bağı” anlamını taşıyan Paşabağ’a gidilir. “Paşa” kelimesi Türkçe’de, askeri bir unvan olarak kullanılan “general” anlamına gelir. Bu bölge aynı zamanda “Keşişler Vadisi” olarak da adlandırılır. Bu isim ise birbirlerinden ayrı olarak dikilen ve keşişlere benzeyen bazı uzun tüf sütunlarından gelmektedir.

Paşabağ’ın ardından, Göreme’de yöresel bir evde (eğer grup 10 kişiden azsa) ya da Avanos’ta yöresel bir lokantada öğle yemeği yenir. Öğle yemeğinden sonra, eski zamanlarda Venessa olarak bilinen Avanos’un tarihi kasabası ziyaret edilir. Burası, Türkiye’deki en uzun ırmak olan ve Avanos’u Kapadokya’nın geri kalanından ayıran Kızılırmak’a tepeden bakmaktadır. Avanos’un, en meşhur ve en göze çarpan tarihi özelliği ise bugün hâlâ üretilmekte olan topraktan yapılma ürünleridir. Bölgedeki seramik ticareti ve sayısız çömlek fabrikası Hititler zamanına dayanır. Kızılırmak’ın balçığından elde edilen seramik kili eski zamanlardan bugüne hep kullanılmıştır. Çömlek ustalarını, nesiller boyunca hiç değişmemiş bir yöntem olan çömlek çarkını çevirip çömlek üretirken seyredebilirsiniz. Hatta sonrasında siz de kendi çömleğinizi yapmayı deneyebilirsiniz.

Bir sonraki durak, “Hayal Vadisi” ya da “Pembe Vadi” olarak da bilinen Devrent Vadisi’dir. Devrent Vadisi; tuhaf görünüşleriyle bölgede ayın yüzeyine benzer bir yer şekli oluşturan, kızılımsı renkte pek çok değişik kaya oluşumuyla doludur. Vadide aynı zamanda hayvan görünümlü kayalar da vardır. Vadide görülen başlıca hayvan figürleri deve, yılan, fok ve yunustur. Eğer hayal gücünüzü kullanırsanız, bunlardan başka pek çok farklı hayvan bulabilirsiniz. Vadide, kucağında bebek İsa’yı tutan Bakire Meryem’e benzer bir kaya sütunu bile bulunmaktadır.

Son durak ise; Ortodoks rahipleri tarafından kayalara oyulmuş antik kiliselerin bir arada toplanmış olduğu bir alan olan, Kapadokya’nın en ünlü turistik yeri Göreme Açık Hava Müzesi’dir. Müzenin içinde, göz alıcı fresklerle bezeli 9 kaya oyma kilise bulunmaktadır. Yemekhaneler, barınaklar ve dini bir okulla birlikte her şey, Kapadokya’nın büyüleyici manzarası içindeki kayalara oyulmuş, manastırlara özgü bir yerleşkenin parçasını oluşturur.

Yeraltı Şehri Turu

Bu tur, mart ayından aralık ayına kadar geçerlidir.

Bu turda ilk durak, mantar şekilli kaya oluşumlarını ve panaromik olarak Ürgüp şehrini görebileceğiniz “Ürgüp’ün Üç Güzelleri”dir. Kapadokya’nın nefes kesen yer şekilleri; milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş olan volkanik patlamalar sonucu ortaya çıkan kızgın lav akıntılarının, küllerin ve tüflerin katılaşıp soğumasıyla oluşmuştur. Bugün görülen yer şekilleri; tüf birikintilerini yontarak görebileceğiniz en garip piramit ve koni şekillerine sokan ve binlerce yıldır süregelen bir aşınmanın sonucudur. Tur rehberi sizlere, bu yer şekillerinin nasıl oluştuğuna ve Kapadokya’nın tarihine dair bilgiler verir.

Bir sonraki durak; aslen Sinasos olarak bilinen, zamanında Türklerin ve Yunanların bir arada yaşadığı ve bugün eski Yunan taş evlerinin hâlâ görülebildiği eski bir köy olan Mustafapaşa’dır. Yunanlar, 1923’te Lozan Anlaşması ile yürürlüğe konan nüfus mübadelesiyle köyü terk etmişler ve o günden bugüne evlerin çoğu terk edilmiş olarak kalmış, bir kısmı da sonradan otele dönüştürülmüştür.

Buradan, bölgedeki Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerine ev sahipliği yapan Taşkınpaşa’ya geçilir. Köy evleri, üst kattaki odaları sıcak tutmak amacıyla zemin kata kurulmuş ahırlarıyla geleneksel yapıya sadık kalmıştır. Burada, eski zamanlarda, İslami bir üniversite görevi gören bir de medrese bulunmaktaydı ancak geçmişten günümüze bu medresenin sadece takdire şayan giriş kapısı korunmuştur.

Ardından; Şahinefendi Köyü yakınlarında yer alan ve yakın zamanda gün yüzüne çıkarılmış olan, Romen dönemine ait arkeolojik Sobesos Antik Kenti ziyaret edilir. Sitede yapılan kazılardan, görkemli mozaiklerle bezeli geniş bir toplantı salonu ortaya çıkarılmıştır. Bu site aynı zamanda, iyi korunmuş bir yeraltı ısıtma sistemine sahip bir Romen havuzu da bulundurur.

Sonrasında; yöresel milli kıyafetlerinin içinde günlük işleriyle uğraşan köylüleri görebileceğiniz Şahinefendi Köyü’nün içinden geçilir. Bu esnada çevredeki tepelerde, içinde meyve ve sebzelerin depolandığı büyük mağaraları görebilirsiniz.

Bunun ardından tur sizi; içinde, tarihleri 10. ve 13. yüzyıllardan günümüze kadar uzanan oldukça iyi korunmuş freskleriyle pek çok farklı kilisenin yer aldığı Soğanlı Vadisi’nde kısa bir yürüyüşe çıkarır. Ayrıca burda bölgenin en meşhur hediyelik eşyası olan Soğanlı bebeklerinden satın alabilirsiniz. Vadinin bitiminde, yöresel bir restoranda öğle yemeği yenir.

Sonraki durak; rehberiniz aracılığıyla 8’ini görebileceğiniz 16 odası ve yaklaşık 85 metre derinliğiyle bölgenin en derin yeraltı şehri olan Derinkuyu Yeraltı Şehri’dir. Bu yeraltı şehri 5. ve 10. yüzyıllar arasında Hristiyanları düşman saldırılarına karşı korumak üzere kullanılmıştır. Şehir, M.Ö. 8. yüzyılda oluşturulmuştur. İçinde yaklaşık 20 000 kişiyi barındırabilir ve Kapadokya’daki diğer yeraltı sitelerinde de sıkça rastlanan, şarap ve yağ cendereleri, ahır, kiler, depolama odaları, yemekhane ve şapel gibi her zaman ihtiyaç duyulan kısımlar da bulundurur.

Son durak ise Uçhisar kasabasının biraz dışında, meşhur yöresel Kapadokya şaraplarını tatma imkanı bulabileceğiniz Kocabağ Şaraphanesi’dir.

Kanyon Yürüyüşü Turu

This tour is available from April to November.

İlk durak, ayaklarınızın altında uzanan peri bacalarının seyrine doyamayacağınız Göreme panaromik noktasıdır. Göreme’nin etrafında yer alan nefes kesen yer şekilleri; milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş olan volkanik patlamalar sonucu ortaya çıkan kızgın lav akıntılarının, küllerin ve tüflerin katılaşıp soğumasıyla oluşmuştur. Bugün görülen yer şekilleri; tüf birikintilerini yontarak görebileceğiniz en garip piramit ve koni şekillerine sokan ve binlerce yıldır süregelen bir aşınmanın sonucudur. Tur rehberi sizlere, bu yer şekillerinin nasıl oluştuğuna ve Kapadokya’nın tarihine dair bilgiler verir.

Daha sonra, dünyadaki muhtemelen tek yeraltı kervansarayına sahip olan Gaziemir ziyaret edilir. Burada iki kilise, yiyecek depoları, tandır şeklindeki fırınlarıyla bir mutfak, içinde pek çok şarap fıçısıyla bir şaraphane, oturma alanları, ahırlar, bir Türk hamamı ve hatta bir hapishaneyle, ona ait gözetleme kulesini bile görebilirsiniz.

Ardından Güzelyurt’un epey yukarısında konuşlanmış olan ve 19. yüzyıldan kalma, Analipsis Kilise (İsa’nın Göğe Yükseliş Kilisesi) olarak da bilinen Yüksek Kilise ve içinde manastıra ait hücreleri ve Hasan Dağı’na karşı nefes kesici bir manzaraya sahip olan bir yemekhaneyi barındıran bir bloktan oluşan bir manastır sitesi ziyaret edilir.

Sonrasında yöresel bir restoranda öğle yemeği için mola verilir. Yemekten sonra; Erciyes Dağı’nın patlamalarının akabinde Kapadokya’nın güney kesiminde ortaya çıkmış volkanik kaya ve dağların arasında oluşmuş 16 km’lik bir boğaz olan Ihlara Vadisi’ne geçilir. Melendiz Deresi vadi boyunca akmaktadır. Bu vadiyi ilginç kılan asıl şey ise, vadi sakinlerinin antik tarihidir. Bir uçtan öbür uca bütün kanyon, kayalara oyulmuş, Bizans döneminden kalma kiliseleri ve yerleşkeleriyle adeta bir bal peteği misali delik deşik olmuştur. Ihlara Vadisi’ndeki kanyonda Ihlara Köyü’nden Belisırma Köyü’ne kadar Melendiz Deresi boyunca 7 km’lik bir yürüyüş yapılır. Yürüyüş boyunca 4 farklı kilise ziyaret edilir: Kokar Kilise, Sümbüllü Kilise, Yılanlı Kilise ve Kırkdamaltı Kilise.

Sonraki durak, Yıldız Savaşları filmlerini anımsatan ve ay yüzeyine benzer yer şekilleriyle ün salmış Yaprakhisar köyünü tepeden görebileceğiniz Yaprakhisar seyir noktasıdır.

Burdan sonra, katedral büyüklüğündeki kilisesiyle Kapadokya’daki en büyük kaya oyma manastır olan Selime’ye gidilir. 13. yüzyılda keşişler tarafından oyularak yapılmış olan Selime Manastırı, kiliseye ilaveten bir keşiş meskeni, geniş bir mutfak ve birkaç ahıra da ev sahipliği yapmaktadır.

Son durak ise, eski zamanlarda kayalara oyulmuş yüzlerce güvercin yuvasını görebileceğiniz Güvercinlik Vadisi seyir noktasıdır. Yüzyıllar boyunca çiftçiler güvercin dışkılarını ekinleri için gübre olarak kullanmışlardır.

Altın Yürüyüş Turu

Bu tur, nisan ayından kasım ayına kadar geçerlidir.

Tura; adını kayalıklara oyulmuş binlerce güvercin yuvasından alan Güvercinlik Vadisi’nde bir yürüyüşle başlanır. Vadi sizi Göreme’den, Güvercinlik Vadisi ve Uçhisar’ı panaromik bir şekilde seyredebileceğiniz Uçhisar’a kadar götürür.

Daha sonra, eşsiz bir biçimde şekillenmiş olan peri bacalarıyla üzüm bağları ve meyve bahçelerinin resmedilmeye değer muazzam görüntülerinin zevkine varabileceğiniz Ak Vadi ve Aşk Vadisi’nde yürüyüşe çıkılır. Yürüyüşün sonunda aracımız sizi Göreme’de yöresel bir eve öğle yemeğine götürür.

Öğle yemeğinden sonra yürüyüş Meskendir Vadisi’nden aşağıya; farklı doğal kaya oluşumlarının yanı sıra, duvarlarındaki göz alıcı resimleriyle kayalara oyulmuş kiliseler gibi beşeri oluşumları da görebileceğiniz Kızılçukur ve Güllüdere vadilerine doğru devam eder. Yürüyüş sırasında Kolonlu Kilise ve Haçlı Kilise adında iki kilise ziyaret edilir.

Toplamda kat edeceğiniz mesafe yaklaşık 16 km’dir ve nispeten basit bir yürüyüş olarak değerlendirilir. Tur; tepeler boyunca bol inişli ve çıkışlı bir patika izlediği için, yol tutuşu iyi olan rahat ayakkabılar giymek olmazsa olmazlardan biridir. İsteğe bağlı olarak, sizin için özel yürüyüş değnekleri temin edebiliriz.

Güllüdere Vadisi Gün Batımı Yürüyüşü Turu

Tura Meskendir Vadisi’nden aşağı; farklı doğal kaya oluşumlarının ve kayaların içindeki tünellerin yanı sıra, duvarlarındaki göz alıcı resimleriyle kayalara oyulmuş kiliseler gibi beşeri oluşumları da görebileceğiniz Kızılçukur ve Güllüdere vadilerine doğru bir yürüyüş yapılarak başlanır. Aynı zamanda tur boyunca görkemli fresklerle süslenmiş üç farklı kilise gezebilirsiniz: Meskendir Kilisesi, Kolonlu Kilise ve Haçlı Kilise. Daha yukarılara tırmanıp, Haçlı Kilise’nin üst tarafındaki bir seyir noktasından gün batımının seyrine dalmadan önce Emin’in Yeri’nde bir bardak taze meyve suyunun, çayın ya da bir fincan Türk kahvesinin tadını çıkarabilirsiniz. Gün batımının ardından aracımız sizi tekrar otele bırakır.

Kışa Özel Tur 1

Bu tur, aralık ayından mart ayına kadar geçerlidir.

İlk durak, ayaklarınızın altında uzanan peri bacalarının seyrine doyamayacağınız Göreme panaromik noktasıdır. Göreme’nin etrafında yer alan nefes kesen yer şekilleri; milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş olan volkanik patlamalar sonucu ortaya çıkan kızgın lav akıntılarının, küllerin ve tüflerin katılaşıp soğumasıyla oluşmuştur. Bugün görülen yer şekilleri; tüf birikintilerini yontarak görebileceğiniz en garip piramit ve koni şekillerine sokan ve binlerce yıldır süregelen bir aşınmanın sonucudur. Tur rehberi sizlere, bu yer şekillerinin nasıl oluştuğuna ve Kapadokya’nın tarihine dair bilgiler verir.

Sonraki durak; rehberiniz aracılığıyla 8’ini görebileceğiniz 16 odası ve yaklaşık 85 metre derinliğiyle bölgenin en derin yeraltı şehri olan Derinkuyu Yeraltı Şehri’dir. Bu yeraltı şehri 5. ve 10. yüzyıllar arasında Hristiyanları düşman saldırılarına karşı korumak üzere kullanılmıştır. Şehir, M.Ö. 8. yüzyılda oluşturulmuştur. İçinde yaklaşık 20 000 kişiyi barındırabilir ve Kapadokya’daki diğer yeraltı sitelerinde de sıkça rastlanan, şarap ve yağ cendereleri, ahır, kiler, depolama odaları, yemekhane ve şapel gibi her zaman ihtiyaç duyulan kısımlar da bulundurur.

Bir sonraki durak, eski zamanlarda kayalara oyulmuş yüzlerce güvercin yuvasını görebileceğiniz Güvercinlik Vadisi seyir noktasıdır. Yüzyıllar boyunca çiftçiler güvercin dışkılarını ekinleri için gübre olarak kullanmışlardır.

Ardından, (eğer grup 10 kişiden azsa) Göreme’de yöresel bir evde öğle yemeği yenir. Yemekten sonra Çavuşin Köyü’ne uğranır. Köyün eski kısımları, aşınma nedeniyle yuvarlanan pek çok kayadan ötürü 1950’lerde terk edilmiştir. Burda aynı zamanda, 5. yüzyılda eski köyün üst kısmındaki sivri kayalıklara oyulmuş ünlü St. John the Baptist Bazilikası’nı ziyaret edebilirsiniz.

Daha sonra, eski zamanlarda Venessa olarak bilinen Avanos’un tarihi kasabası ziyaret edilir. Burası, Türkiye’deki en uzun ırmak olan ve Avanos’u Kapadokya’nın geri kalanından ayıran Kızılırmak’a tepeden bakmaktadır. Avanos’un, en meşhur ve en göze çarpan tarihi özelliği ise bugün hâlâ üretilmekte olan topraktan yapılma ürünleridir. Bölgedeki seramik ticareti ve sayısız çömlek fabrikası Hititler zamanına dayanır. Kızılırmak’ın balçığından elde edilen seramik kili eski zamanlardan bugüne hep kullanılmıştır. Çömlek ustalarını, nesiller boyunca hiç değişmemiş bir yöntem olan çömlek çarkını çevirip çömlek üretirken seyredebilirsiniz. Hatta sonrasında siz de kendi çömleğinizi yapmayı deneyebilirsiniz.

Son olaraksa; bölgeye de adını veren bir üzüm bağının ortasındaki muazzam mantar şekilli kaya oluşumlarını görebileceğiniz, “Paşa’nın Üzüm Bağı” anlamını taşıyan Paşabağ’a gidilir. “Paşa” kelimesi Türkçe’de, askeri bir unvan olarak kullanılan “general” anlamına gelir. Bu bölge aynı zamanda “Keşişler Vadisi” olarak da adlandırılır. Bu isim ise birbirlerinden ayrı olarak dikilen ve keşişlere benzeyen bazı uzun tüf sütunlarından gelmektedir.

Kışa Özel Tur 2

Bu tur, aralık ayından mart ayına kadar geçerlidir.

İlk durak, “Hayal Vadisi” ya da “Pembe Vadi” olarak da bilinen Devrent Vadisi’dir. Devrent Vadisi; tuhaf görünüşleriyle bölgede ayın yüzeyine benzer bir yer şekli oluşturan, kızılımsı renkte pek çok değişik kaya oluşumuyla doludur. Vadide aynı zamanda hayvan görünümlü kayalar da vardır. Vadide görülen başlıca hayvan figürleri deve, yılan, fok ve yunustur. Eğer hayal gücünüzü kullanırsanız, bunlardan başka pek çok farklı hayvan bulabilirsiniz. Vadide, kucağında bebek İsa’yı tutan Bakire Meryem’e benzer bir kaya sütunu bile bulunmaktadır.

Daha sonra; aslen Sinasos olarak bilinen, zamanında Türklerin ve Yunanların bir arada yaşadığı ve bugün eski Yunan taş evlerinin hâlâ görülebildiği eski bir köy olan Mustafapaşa’ya gidilir. Yunanlar, 1923’te Lozan Anlaşması ile yürürlüğe konan nüfus mübadelesiyle köyü terk etmişler ve o günden bugüne evlerin çoğu terk edilmiş olarak kalmış, bir kısmı da sonradan otele dönüştürülmüştür.

Sonraki durak, mantar şekilli kaya oluşumlarını ve panaromik olarak Ürgüp şehrini görebileceğiniz “Ürgüp’ün Üç Güzelleri”dir.

Burdan sonra, adından da anlaşılacağı üzere Göreme, Ürgüp, Uçhisar ve Nevşehir’in tam ortasında yer alan Ortahisar’a gidilir. Ardından şehrin, ne yazık ki çoğu restorasyon altındaki terk edilmiş ve metruk evlerden oluşan şahane eski kısımları gezilir. Öğle yemeği de aynı zamanda Ortahisar’daki yöresel bir restoranda yenir.

Bir sonraki durak; Ortodoks rahipleri tarafından kayalara oyulmuş antik kiliselerin bir arada toplanmış olduğu bir alan olan, Kapadokya’nın en ünlü turistik yeri Göreme Açık Hava Müzesi’dir. Müzenin içinde, göz alıcı fresklerle bezeli 9 kaya oyma kilise bulunmaktadır. Yemekhaneler, barınaklar ve dini bir okulla birlikte her şey, Kapadokya’nın büyüleyici manzarası içindeki kayalara oyulmuş, manastırlara özgü bir yerleşkenin parçasını oluşturur.

Son durak ise Uçhisar kasabasının biraz dışında, meşhur yöresel Kapadokya şaraplarını tatma imkanı bulabileceğiniz Kocabağ Şaraphanesi’dir.